23 Ekim 2024 Çarşamba

Yaz İçin Prelüd

şimdi yaz
salkım salkım leylaklarıyla
hanımeli kokan sokaklarıyla Adatepe’nin
yorgun erkekleriyle
şimdi yaz
püfür püfür esen pasajlarıyla İstanbul’un
balık kokan çarşılarıyla
manzarası çocuk işçileri
boyalı elleriyle en çok da alın teri yaz
şaraba yakın sakallarıyla ümitsizlerin
şimdi yaz
üşütmeyen yağmurlarıyla
kentin en eski çeşmeleriyle serinleyen
Tanrıdan uzak sokak adamlarıyla
şimdi yaz
kıyı lokantasında okuduğum
güneşe vuran Büyük Saat’iyle Uyar’ın
Nâzım’ım destanıyla
şimdi yaz
Edip Cansever’in Yaz Mutluluğu’ndaki kirazlarıyla
Boğaz’da şilepleriyle Attilâ İlhan’ın
sarmaş dolaş âşıklarıyla
şimdi yaz
kıştan kalma boy atan çamıyla Çengelköy’ün
sulu şeftalisiyle bademiyle
şimdi yaz
geçmiş zaman elbiseleriyle
Beyoğlu’nun
terli sinemalarıyla
şimdi yaz
martılarıyla Kadıköy’ün
operasıyla, tiyatrosuyla, sinemalarıyla
emeğiyle bir kondüvitin nefesiyle
şimdi yaz
pencereden içeri giren ılık
esintisiyle erik ağacının
mevsimin ikindisiyle…

01 Haziran 2021

Not:Eski Bir Fotoğrafa Doğru adlı şiir dosyasından.

Tayın İzi

I
yelesini yitirmiş bir tay
adada orda Heybeli’de
senin sol yanında
haydi kalk yitirme merhametini
bu şiirde bir sen bir tay bir ben
bir de kıyı şeridindeki aşı boyalı ev
bacasında kargalar, martılar, serçeler
hep bu güzellikler
su serin sonra esiyor, ve akşam:
bir öte dünya gibi batıyor
çay bahçesinde uğultular uğultular
sakinim çok fakat
bir o kadar da kızıyorum hayata
ve Allah’a
yelesini yitirmiş bir tay

II
yaz akşamları hep serin midir böyle
biraz da hüzün
paramız yoksa suyu bölüşürüz
ölüm Allah’ın emri ama
olmasaydı olmasaydı böyle
haydi yaşamın ustası şaire sor
belki anlatır gökyüzünü yeryüzünü bu yaşamın dayanılmazlığını
kalabalık her yer
yelesini yitirmiş bir tay
merhamet et, acı ona, yeter
gerisi Allah’ın emri
şaşıyorum umutsuzluğa
oysa hassas ol demezdi annem
hayatı kaldıramaz böyleleri:
Allah’a inan Allah’a inan Allah’a iman derdi
yelesini yitirmiş bir tay
inkâr Allah’ı

19 Haziran 2020

Not:Eski Bir Fotoğrafa Doğru adlı şiir dosyasından.

Bir Şey Var

istediğin vakit silebilirsin
bu yüzden kurşun kalemimle
öpüyorum yazıyorum sonra
kelimeler canlıdır yaşarlar tek başlarına
yolun uzunsa bir kitap koy çantana
uçtuğunu görürsen bir güvercinin
bir şiir tut kendine
anlaşılır gibi değil bu gök, bu rüzgâr ve bu deniz
acı bir meltem esiyor hüzünlüyüz hepimiz
işte bak bir uçurtma uçuyor orada, uzakta
özgür ol sen de
sakin akşamüstlerinde erkek kalabalığı kahvelerde
belki bir yaz kasabasından kalma atletli adamlar
şimdi hangi uygarlığın beşiğinde
yazıyı ve parayı bulan
bütün ayaklanmalar sabaha karşı mı yapılır?
sabahın güzelliğinde devrim var
sen oradaki halk ol, olur mu?
doğan güneşte bir şey var bir şey bilemiyorum
dünyanın bütün saatlerinde bir şey var bir şey
Turgut Uyar’ın Büyük Saati dâhil bir şey
davasına inanmış terli gençler hani şu kanları kaynayan
ücra bir yerde sıkışan hayatlar
her şeye başlangıçlar gerekiyor her şeye
kara tren uzuyor yol kısalırken ve
gün günden yaş alıyor yaşlı bir çınar unutma
şiirlerde yok belki ama
yazdığım daktiloda, yonttuğum kalemimde, su içtiğim bardağımda
emek var emek var

23 Mayıs 2020

Not:Eski Bir Fotoğrafa Doğru adlı şiir dosyasından.


Eski Bir Fotoğrafa Doğru

 I
görüyorum
pencereden içeri giren yağmuru
kalkıp
bir kitap seçiyorum raftan
kahve kokuyor eflâtun odam

II
yalnızlık zamanlarıma sakladığım gramofonda
eski bir taş plak dönüyor Yunan müziği
yükseltiyor yükseltiyor yükseltiyorum
yankısını adalara
senin olmadığın gündüzlere

III
rakıya gömülüyorum hafiften
buz kırıyorum dişlerimle
beyaza dönüyor su
mavi düşlerde, bir kadeh, efendice!

IV
hâtıra defteri oluyor akşam
yaz, yaz diyor
serin akşamüstlerini, ıslak taş duvarları, bahar sabahlarını

V
eski bir anı oluyor Zaman:
içinde yaşarken ne çok unuttuğumuz
unutup unutup hatırladığımız

VI
annem portakallı kereviz yapıyor
kokusu tüm evi kaplıyor
rayihasını çekiyorum içime
ev: sıcak aile ikindileri

VII
aynalı dolapta suretimi seçiyorum
kim bilir kaç yüzümü
her uyandığımda biliyordur diye söyleniyorum
bulutlara

VIII
sanki dünyada bulunmuyormuş gibi
işçi elleriyle yakıyor sigarasını babam
bir nefes çekiyor içine
dalıp gidiyor uzaklara

IX
korkuyla bakıyorum gökyüzüne:
kara ve kasvet içinde
en dip derinlerde deprem bekliyor İstanbul’u

X
özgür atlar düşlüyorum kayışlarından kurtulmuş
gözleri parlıyor, yaz akşamlarına koşuyorum
mutluluk
bir an’da kaybolmaktır

XI
yasaklı yazılar yazıyorum geceleri duvarlara
günün erken saatlerinde yevmiyeliler
kaba elleriyle boyuyorlar

XII
bir şiirin bitiminden başlıyor
dağların koyuluğunu, ovaların yeşilliğini
çiziyorum kâğıda

XIII

hiçbir dilin kavrayamayacağı
öyküler yazıyor bir şâir
usulca ağlıyorum

XIV
Boğaziçi’nde geçen çocukluğum
çıkageliyor tarihin içinden
püfür püfür esiyor şiirler: Yaprak dökümü
başlıyor

XV
eski bir fotoğrafa doğru
bakıp şiir yazıyorum:
ne kadar da güzel duruyor eskimişliğin

04 Mayıs 2020

Not:Eski Bir Fotoğrafa Doğru adlı şiir dosyasından.

Solgun Bir Masal

perdeleri açmıyorum eve ışık girmesin
geleceğin günü bekliyorum E-10
sen şimdi sekiz yıl öncesinde
hava limanına kalkan o son otobüste üzgün
bir şiir kitabının arasında sakladığın
kurumuş bir leylak sevgilim incelik
en dip hayalleri yaşıyorum
yüzeyden ırak hep uzak hep
tango tınısı duyuyorum Akdeniz
deniz havası esmiyor içerisi duman
bir sigaranın bittiği yerden başlıyorum
içmeye gündüzün konyak!
sesler işitiyorum odalar üstüme kapaklanıyorlar
bir saksıda yoksul bir mor menekşe büyütüyorum hazin
ne zamandır duvarlar sevgilim
çalışma masamın üzerinde duran kırgın defterler hüzün
hepsi solgun bir masal

25 Kasım 2017

Not:Eski Bir Fotoğrafa Doğru adlı şiir dosyasından.

Akdeniz Kesitleri

 I

h harfi ince bir hüzün
yel değer kalbe
aşkla arkadaşlık:
sanki bir Selim İleri cümlesi

II
deniz ve
gökyüzünü sarmış yaz neşesi
bir kıyı kasabası
öyle uzak ki bana
kent insanıyım
yapamam oralarda
aşklar aşklar aşklar

III
tırmanıyordum bedenini yaz aşkımdın
sen ki açmıştın yüreğini
yasak koylarda yasak koylarda

IV
kim ki vurulur sana benim gibi
açsın gözlerini
uzaklara
uzak ışıklara
ayrılık günah orada

V
sabrındandır bana verdiğin
yaşamalar-ölmeler
hep içlendiğim
mahkumum kentimin rüzgârlarına

VI
kesik kesik akıyor ya bu şiir
Tanrı yoksa mavilik var
Arşipel’in sağrısında

VII
durmuşuz deniz kıyısında
bir gölge düşürüyoruz aşklar
aşklar aşklar üstüne

VIII
bir Dağlarca şiiridir
zaman zaman uğradığım
sana okuduğum Akdeniz
yüzen balıkların gölgesinde

IX
ıssız bir karanlık
ruhunu öpüyorum
öpüyorum gözlerim kapalı
yıldızlar
yıldızların oyunuyla akıyor sema
ve yinelemeliyim:
sen bana uzak
uzak
hep uzak

X
gelgelelim yalanla yürür şiirler
şair sözünden
bana yalansız gel
başka sularda başka sularda

26 Mart 2021

Not:Eski Bir Fotoğrafa Doğru adlı şiir dosyasından.

Bekleme

ıssız bir odada ömür tüketiyor:
kitaplar, dergiler, kırgın defterler
birtakım tozlu bir şeyler işte
burada nasıl geçer Zaman:
okuyarak, yazarak
alışkanlıkların kurbanı yıllar yılı
bir operanın tınısına kapılabilmek isterdi
kim bilir, yalnızca o tını
bu isteği içinde doğurtabilseydi
hep kendi başına bunca yıl
kurdu dünyayı bu kirli odada ve karanlık
şimdi bir ışık düşürmek gerekiyor:
çağrışım yüklü bir tablo örnekse
bir düş de değil belki:
sevgiliye bir kelime

06 Ocak 2020

Not:Eski Bir Fotoğrafa Doğru adlı şiir dosyasından.

İç Dökmeler Duvarı

 I

kalabalık sözcükler üzerinde
kış’ı gör
yağmur çiseliyor ılık
geyik başıdır yalnızlık
orda öyle duruyor

II
bir taverna
Rumca şarkılar yükseliyor
sen de katıl haydi koş
eşlik et melodiye incelikler diz evrene

III
sana cümleler kuracağım seversen
babam işçidir ey zaman
yaralı gönüller tiyatrosu

IV
Zengin Lokantası diye bir yer
adı ışıltılı kendi yoksul
mermer işçilerinin çorbalarını içtikleri
gel haydi, gel sevgili

V
güneş doğacak bak
bir hüzün tut

VI
kendimin yabancısıyım
ve seni okuyacağım kitap kitap

VII
bir balık nasıl farkında değilse yaşadığının
öyle kör ediyor beni aşk ey Sappho

VIII
yeryüzünün bütün ah’ları toplanın
yağmur duası misali
sevgi duvarına yürüyün

07 Temmuz 2020

Not:Eski Bir Fotoğrafa Doğru adlı şiir dosyasından.

Silinirken

ve seninle gene gül kokluyoruz, eski günlerden bir sahne;
neşe, mutluluk, sonsuz bir şekilde akıyor zaman hiçliğe:
ellerin, beyaz ellerin kış akşamları
utangaç al al suretin senin sevgilim bitmesin
gel, bitmesin


şu gönül kırgınlığı bitsin

ve seninle gene gül kokluyoruz, eski günlerden bir;
sevgilim bir asker çarşı iznine çıkmış
kirli kasketi tektipi ile geziyor, ânın kayboluşu birden
her şey bitiyor ve her şey…
gel, gitme, bu son olsun

şu gönül kırgınlığı…

ve seninle gene gül kokluyoruz, eski günlerden;
bir çiçeğin rayihası vuruyor burnumuza
Galata Köprüsü’nden insanlar geçiyor
kalabalık kentliler
emekçiler, işçiler, kim bilir gönül yorgunu orospular
kadınlar, erkekler
kız çocukları şu çirkin dünyada sevgilim
gel, gitme, bu son olsun

şu gönül…

ve seninle gene gül kokluyoruz, eski;
hanımeli ağzına ne kadar yakınlaşsam o kerte uzaklaşıyoruz birbirimizden
her şiir okuyuşumda yanında bitiyorum gölgenin:
gel sevgilim Çukurcuma’ya:
antika dükkânları,Yahudiler
Rumcalar, Ermeniceler bütün bu incelikler

şu…

06 Mayıs 2020

Not:Eski Bir Fotoğrafa Doğru adlı şiir dosyasından.

İncelikler

 I

adım adım yürüyorum harap bahçeyi
durup gökyüzüne düşürüyorum gölgemi
gelsen koparacağım dalından tatlı tatlı yiyeceğim
şeftaliyi

II
mavi bir umut incelikler besliyorum içimde
döneceksin diye bu yoksul şehre

III
şiir tutuyorum bir demet adın geliyor aklıma
uzak kasabalar düşlüyorum kimsenin kirletmediği

IV
ne vakit seni düşünsem Sait Faik düşüyor imgeme
bir hikâyede geziyorum seni akşamüstleri

V
en ücra yerde bir şiir yazıyorum sana
kara kaplı defter, okunmuş kitaplar, başucumda Nâzım,
bir şeyler işte…

10 Haziran 2017

Not: Eski Bir Fotoğrafa Doğru adlı şiir dosyasından.

Kış

çabuk ve acele geçti sonbahar
uyudum uyandım kış
bütün şiirler gibi yazıldılar tarihine
insanlığın
bir ebru sanki zaman,
yayıldı nokta nokta bitti
başladı sonra tekrar hayat:
biraz da Maksim Gorki’nin Ana’sı
fabrika dumanı kış
evet, artık kış
sevgilinin Boğaz’dan geçen şilebe bakışı
yağmurlu
aniden yaş alışı ömrün
paldır küldür kış
yanmış bir yaprağın usulca uçuşu
ezilişi ayaklarımın altında
dünyanın yavaş yavaş batışı kış
gündüzleri sokak adamları hayal evlerinde
serseriler düşkünler kuytularda
geceleri pis kokulu çöp konteynerlerinden beslenen
aşsızlar kış
sonra işte seni hatırladım bu kış

14 Ekim 2020

Not:Eski Bir Fotoğrafa Doğru adlı şiir dosyasından.


Ses

akşam olunca bir telaş
iç sıkıntısı
içimin tuhaf konulu uzay filmleri
izliyorum.
bu çağa ait değilim:Nokta.
oda-oda-oda
çekilip derinimin eflatun mahzenine
yıllanmış kitaplarıma bakıyorum
oda
sayfalarda bir şeyler arıyorum
ne fark eder?
geziniyorum kitap kitap
pencereden içe vuran ılık bir yaz esintisi
oda-oda-oda
içeride
yankı yankı
hanımeli kokusu
sonra erguvanî melankoli.
Proust okuyorum Woolf düşüyor imgeme
masada zaman!
durmuş
kül tablosu
izmarit grisi masa saati
kol saati: masada Zaman
eski bir sevgilinin tek hediyesi: Kum saati!
gün inceliyor…
oda-oda-oda
yıprak bağlama asılı duvarda
kedi uyukluyor
sanki bir tünel
ah!
eski yıllar benim senelerim
şimdi edebiyatla zehirlenen iç âlemim
ya ‘mâi’yim ya ‘siyah’
oda-oda-oda
“Büyük İnek” tablosu asılı
ressamın duvarda
yaşamak doymuşluğu oda

16 Temmuz 2013

Not:Eski Bir Fotoğrafa Doğru adlı şiir dosyasından.

24 Temmuz 2024 Çarşamba