Bir ada hikâyesi miydi o?*
Eski bir roman kahramanı konuşuyordu o öyküde.
Ne diyordu:
"Yürüyorduk. Yirmiyi aşkın yıl önce geldiğim bu deniz kıyısı kasabasında."
"Karda. Kasabasında. Da... da... Kötü uyak. Sı...sı... Kasabası, kıyısı. Kakafoni. Deniz kıyısı kasabasının sokaklarında. İyice kötü. Hayır, daha güzel yazmalıyım."
Sonra yıllar öncesine gidiyor hayat:
Aşkla arkadaşlıklar.
Her Gece Bodrum’u açıp birkaç pasaj okuyorum. Bardakçı. Bana çok uzak bir kıyı kasabası.
Kent insanıyım.
Yapamam oralarda.
Ama biliyorum, romanlar insana olmayacak hayaller kurdurtuyor.
Cem.
Bir tatil kentinde çok acı çekiyor. **
Bodrum.
Kalbi, Bir Denizin Eteklerinde’de dayanamıyor bu ağır dünya koşullarına.
O hikâye değil miydi yıllar sonra bir roman karakterini yeniden canlandıran?!***
Nasıl işlemiş öyküde yazar bu içli sahneyi:
İçerde kilise korosundan bozma klasik müzik...
Bir kreşendo.
Cem,
canına kıyıyor.
Yıllar sonra bir cinnet romanında ifade edecek o sözleri romancı:****
"Ölümlü varlıklar dünyaya acı çekmeye gelirler."
*Eski Bir Fotoğrafa Doğru
**Her Gece Bodrum
***Bir Denizin Eteklerinde
****Mel'un: Bir Us Yarılması
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder