Hepimiz bir yol üzerinde yürüyoruz. Yazgılarımız bir: Öleceğiz bu yolun sonunda. Fakat ben sonucu değil de süreci düşünüyorum şu vakit. Yol, insanlık tarihinin başat konularındandır. Bazen bir umut bu yolun süreci olabiliyor. İnsan, umut eden bir varlık elbette. Bunu inkâr edemeyiz. Hepimizin umutları var. Bu umutlar gerçekleşmeden mutlu olamayacağımızı düşünürüz. Sürece odaklanırsak mutsuz olmayız gibime geliyor. Süreç çünkü ânı yaşamaktır. Bazen de yol bilinmezlikler saklar içinde. İşte o zaman ruh hâlimiz kötüleşir. Bilinmezlikler ve belirsizlikler insanı depresif bir hâle sokabilir. Uzak durmakta fayda var. Belirsizlik yer yer korkutucudur. Heyecan da verir ama kalbe pek yaradığı söylenemez. Yol çoğu zaman bir keşiftir. Bir kitap gibi yol da kat ettikçe açar kendini. Yol içimize olsun, dışımıza olsun merakla ilerler. Zamandır yol. Kişi oğlunu değiştirir mi? Değiştirir elbet. Birçok şeyi zamana bırakmaz mıyız? Yola çıktığın vakit ile yolun sonu eş değildir. Artık sen yolun sonunda değişmişsindir. Varışta sen sen değildir. Kısacası başladığın im'deki kişi olamaz insan. Dönüşte o im de değişmiştir kim bilir...Heraklitos ne der:
"Aynı nehirde iki defa yıkanamazsın!"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder